Hürriyet

2 Mayıs 2011 Pazartesi

Medya ve Sansür


Medya ve sansür kavramları bugünlerde maalesef çok sık bir arada anılmakta. Bugünlerde başta Avrupa'da olmak üzere kısmen de olsa bağımsız bir şekilde çalışabilen bazı basın yayın kuruluşları bulunurken Türkiye'de özgür basından henüz söz edememekteyiz. Geçmişimizden beri sansürlenen bir toplum oluşumuzdan mıdır bilmiyorum ama bu "sansür" ciddi bir şekilde hayatımızı alt üst etmekte.
Öncelikle ülkemizde sansürün boyutunun ciddi bir şekilde sınırı aştığını gözlemliyorum. Bazı birebir yaşadığım örnekler dışında (staj yaptığım dönemlerden bahsediyorum) bir haberi yabancı basından takip ettiğinizde bu farkı açıkça görebiliyorsunuz. Bugünlrde medyamız maalesef hükümetin elinde bir propaganda aletine dönüşmüş durumda ve bu şimdilik pek de kolay değişebileceğe benzemiyor.
Her zaman birinci ve en önemli olarak konumlandırdığım bir madde vardır ki bu da bir medya kuruluşunun patronunun başka bir sektörde yatırımının veya bir şirketinin olmaması. Ama bugün baktığınızda bütün gazete ve kanal sahipleri büyük holdingler de sahibi. Bu böyle olunca medya tabii ki de özgür ve tarafsız olamaz bu nedenle de sansürlenmeye mahkum kalır ve buna baş kaldıramaz.
Bütün bunların yanı sıra ülkemizde (bence) Osmanlı zamanından kalma bir yasakçı ve baskıcı bir zihniyet hüküm sürmekte. O zamanlar mevcut imparatorluk yapısında belki o zamanın algısıyla bu baskıcı yönetim şekli biraz daha olağan karşılanabilirken şimdi, 2011 yılında bu zihniyet oldukça absürd kaçıyor. Herkesin bir çok şeyi internet ve anında öğrenebildiği bu zamanlarda halktan bu kadar bilgi gizlenmeye çalışılması ayrıca toplumun özgür olduğumuz bu çağda haber alma özgürlüklerinin engellenmeye çalışılması çok insanlık dışı bir görüntü yaratmakta.  Bu yasakçı zihniyetin artık çağa ayak uydurup medyayı özgür bırakması gerekmekte. Aslında komik olan ve anlamadığım kısım şu ki, eskiden beri süre gelen bu yasakçı zihniyetle bir yere varılmadığını hala anlayamamış olmaları. (Eğere anladıkları halde buna devam ediyorlarsa vay halimize de..) Bir imparatorlukta, bir ülkede nerede olursa olsun, yasaklarla baskıyla bir olay belirli bir süre gizlenebilir belirli bir süre bastırılabilir. Zaten ülkemizde bunu sadece medya alanında değil içte yaşadığımız etnik problemlerden tutun eğitim sistemine kadar her yerde görmekteyiz. Ama bu ülkeyi yönetenler hala bu şekilde bir yerlere varacağımızı sanıyorlar. Bu düşünceden ne zaman kurtulacaklar bilemem. Tavsiyem şudur ki, Caroline Finkel'in "Osmanlı İmparatorluğu" kitabını ve William McNeill'in "Dünya Tarihi" kitabını okutmuştu tarhi hocamız bize lise 2 ve 3te. Onları bir okusunlar bu dünyada ve bizim topraklarımızda neler yaşanmış iyice bir anlayıp muhakeme etsinler. Çünkü ne de olsa tarih bilgisine sahip olmadıkları açık ve net. Neyse ki çözümü kolay iyi bir tarih bilgisiyle bence bu geri kafalılığı aşabiliriz gibi duruyor.

p.s: Bu aslında MED 180 kodlu medya dersimin ödeviydi ama blogumda yazmamın sebebi bir kaç ay öncesine kadar blogspot'un kapatılması nedeniyle bloguma giremem ve yazı yazamamdı. Ne oldu? Ben DNS ayarlarını değiştirdim ( he zaten artık bloglar açık orası ayrı da) yine herkes bloglara giriş yapmaya devam etti. -> Yani neymiş: Sansür bir işe yaramıyormuş... ;)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder