Hürriyet

21 Nisan 2011 Perşembe

Chilai - Bebek



Çoktandır Bebek'te inşaat halinde gösterişli bir yapı görmekteydik. Caddenin ( Rumeli Hisarı tarafından gelirken) en başında kalan İl Porto'nun yanındaki Chilai, sonunda açıldı ve konuklarına hizmet vermeye başladı. Tahta kaplamalı mekanın içi de dışı da çok şık ve oldukça modern. Denizin tam üstünde kalan açık oturma yeri ise gerçekten şahane.
Geçen pazar gittiğimizde hava gerçekten soğuk olmasına rağmen ısıtıcılar ve üzerimize aldığımız şallar sayesinde neredeyse hiç üşümedik.
Önceden yemek yemiş olduğumuz için sadece bir şeyler içtik ama menüsüne biraz göz gezdirdim ve çok beğendim. Zengin ve bol çeşitli bir menüsü var. Sushi'den pizza seçeneklerine, Hamburger'lardan ilginç salatalara ve makarnaya kadar. Ayrıca içki menüsü de çok güzel. Bir sürü kokteyl çeşidi mevcut. Henüz yemek yeme şansı bulmadım ama yakın bir zamanda gidip yiyeceklerin de tadına bakmayı çok istiyorum. Üstelik hatırladığım kadarıyla fiyatları da öyle çok abartılı değil. Şık bir restoranda yemek yediğinizde ödediğiniz hesaptan daha fazla bir hesap ödeyeceğinizi sanmıyorum.
Chilai Bebek Bistro Lounge, Fine Dining ve Bahçe kısımlarından oluşuyor. Ve hepsi de birbirinden keyifli gözüküyor. Pazar öğlen gittiğimizde çok dolu olduğu için tavsiyem gitmeden önce telefonla rezervasyon yapmanız. Böylece istediğiniz bir yerde oturabilme şansınız olur ve gittiğinizde beklememiş olursunuz.


Chilai yazıma bir ekleme yapmak istiyorum... Dün gece Bebek Chilai'ya gittim ve yüksek sesli müzik olan fakat oturmalı bir gece klubü havasındaydı ve gerçekten çok hoş bir ortamı vardı. Bana yazın Bebek'te happy hour yapılabileek hoş bir yer havası verdi dün. Hatta bunu arkadaşlarımla da konuştum ve herkes eğer güzel, kaliteli bir parti ortamı oluşturulabilirse Chilai'da çok eğlenceli happy hour'lar olabileceğini düşündük. İşletmeciler yapar mı orasını bilemeyeceğim ama eğer düşünüyorlarsa hayata geçirmeleri güzel olur :)) Bunun yanında dün orada yemek yiyen bir arkadaşıma yemekleri nasıldı diye sordum. Güzel ve porsiyonları büyük olduğu için çok doyurucu yanıtını verdi. Kendim yemediğim için kesin bir şey söyleyemesem de güzele yakın olduğuna kesinlik kazandırmış olduk böylece. :))

Chilai İletişim Bilgileri:


www.chilai.com.tr 

Rezervasyon için Tel: 0212 263 63 15
                             GSM: 0530 936 42 41
                             Mail: info@chilai.com.tr
Adres: cevdetpaşa cad. no:60 Bebek/İstanbul

Ayrıca mekana deniz yoluyla da ulaşım mümkün bunun için de yukarıdaki numaları arayarak bilgi alabiliyorsunuz.









Mutlaka gidiiiiin ;))

20 Nisan 2011 Çarşamba

The Lincoln Lawyer



 Sonunda yeniden giriş yapabildiğim ve haftalardır hasret kaldığım kyliesblog'da yazdıkça daha çok yazmak istiyorum:) Hazır gitmişken vizyona gireli baya da bir olmuş şu filmden biraz bahsedeyim dedim. İlk zamanlarda filmin kötü olduğuna dair birtakım yorumlar almıştık. (Sevgili Miray bu sözüm sana;) ) Her neyse bu pazar "bir gidip görelim" dedik. İyi ki de gitmişiz! Gerçekten çok çok çok güzel, her dakikası aksiyon dolu bir film The Lincoln Lawyer. Oyuncular Matthew McConaughey ve Marisa Tomei çok sempatik bulduğum insanlar olmasa da film gerçekten başarılı. Başarılı ve tuttuğunu koparan bir avukat olan Mick Haller'ın (Matthew McConaughey) hikayesini izliyoruz filmde. Gerektiğinde rüşvet veren, müvekkillerini her türli beladan kurtarmayı başaran ünlü bir avukat Mick Haller. Ona gelen son müvekkilini savunmaya hazırlanırken, beklenmedik gelişmelerle karşılaşmaya başlayan Mick Haller'ı ve yardımcısı, dedektif Frank Levin'i ( William H. Macy) tehlikeli ve sürprizli günler beklemektedir. Bir fahişeye saldırı ve tehditten yargılanmak üzere tutuklanan Louis Roulet'nin (Ryan Phillippe) savunmasını üstlenen Mick Haller bu davayla oldukça zor zamanlara göğüs germek zorunda kalacak ve avukatlık sınırlarını zorlayacaktır.

 Filmin yönetmeni Brad Furman, oldukça başarılı bir film yapmış. Filmin ilk başındaki sahnelerdeki yakın çekimler gözü biraz fazla yorsa da ilk 10dakikadan sonra film izleyicinin ilgisini çekmeyi başarıyor. Her dakikası bir gerilim filmini aratmayan The Lincoln Lawyer, gerçekçi senaryosu, kaliteli çekimleri ve başarılı bulduğum oyunculuğuyla son zamanlarda gittiğim ve beğendiğim nadir filmlerden oldu. Vizyona gireli 3 hafta gibi, aslında uzun, bir süre olmasına rağmen, henüz izlemediyseniz kaldırılmadan önce gidip görmenizi şidetle tavsiye etmekteyim ;)


İşte filmin fragmanı:



Film seansları ve rezervasyon için:


Ayrıca filme IMDb'den de bir bakmanız için:

19 Nisan 2011 Salı

Sanitas: Nişantaş'ın Altında Bir Cennet




 Bu sene sevgililer gününde en güzel 14 Şubat hediyemi aldım! Bebek Taps'te güzel bir akşam yemeğinden sonra eve geldiğimizde beni en lezzetli ve en keyif veren iki şey bekliyordu. Buzdolabından çıkan bir kutu La Durée macaron ve çift kişilik "Spa day". Ne kadar teşekkür etsem az. Bir de blogumda teşekkür etmiş olayım bari;) Anca beni bu kadar iyi tanıyan biri bana bu hediyeyi layık görebilirdi. Tabii masajı benden çok seven bir erkek arkadaşa sahip olmanın da avantajları bunlar orası ayrı...
 Her neyse, 14 Şubat'tan iki hafta sonra yağmurlu ve buzzz gibi bir cumartesi günüydü Nişantaş'ındaki Sofa Hotel'in kapısından içeri girdik. Resepsiyondan bizi bekleyen Sanitas Spa'nın en alt katta olduğunu öğrendikten sonra hemen asansöre binip indik aşağıya. Burası Nişantaş'ın altında bir cennet! Sadece bir kaç metre yukarıda tahminen üstümüzden geçmekte olan arabalar ve şehrin tüm gürültüsü geride kalmış, pembe, mor ve mavi ışıklar, havuz ve saunadan gelen buharlar beni iyice mooda sokmuştu. Etrafta sürekli bizi selamlayarak geçen Uzak Doğu'lu masözler, jakuziden gelen köpük sesleri. "Ay ben burada yaşayabilirim!" dedirtiyordu insana. Hiç oyalanmadan soyunma odalarına gittik ve üzerimize mayo ve peştemalleri aldık. Soyunma odaları bile o kadar güzel ki ( burada güzel derken, lüks ortamlara düşkünseniz tam aradığınızı bulacaksınız demeye getiriyorum ;) ) insanın orada kalası geliyor. Önce havuzun kenarında şezlonglara uzanarak masaj saatimizi bekledik. Çiftlere özel masaj paketi olduğu için iki ayrı yataklı masaj odasına girdik. Buradan sonrasını elimden geldiğince betimlemeye çalışacağım ama mümkün olduğunu sanmıyorum, kusura bakmayın ;) Çook hafif gelen bir müzik sesi, böyle rahatlatıcı bir tarzda.1 saat süren bu efsanevi terapinin ardından, havuzun şezlonglarına geri döndük. Tarçınlı çok lezzetli bir çay geldi ve çayın bitmesiyle havuza: hooop! Serin serin yüzdükten sonra hemen yanındaki jakuziye geçtik orada da sıcacık köpüklü sularla uyumamak için zor tutuyor insan kendini ne yalan söyleyeyim. Ama daha hamam ve sauna var o yüzden uyku yok :) Sauna ve hamamı da kullandık bir güzel. Artık gitme vaktiydi bu nedenle tekrar kabinlere dönüp hafif bir duş alıp giyindik.
 Nasıl bir rahatlama ve eminimki hepinizin ihtiyacı olan şey. Şehir, hepimizi ayrı yoruyor. Günlük hayatın koşuşturmacasında hepimiz yıpranıyoruz. İşte Sanitas Spa bu noktada devereye giriyor sanırım.
 Tabii fiyatları da verdiği hizmetle doğru orantıda. Bu konuda dürüst konuşacağım ve fiyatların biraz abartılı olduğunu söylemeden geçemeyeceğim. Kampayalar olmadığı zamanlarda çiftlere masaj diğer spa merkezleriyle karşılaştırıldığında biraz yüksek. Gerçi Sanitas biraz daha cool bir yer. Verdiği hizmetten de çok emin ve lüksten hiç kaçınmamış. Ama yine de... Pahalı mahalı, güzel işte gidin demek istiyorum sadece ;))

Ayrıca Sanitas sadece Sofa Hotel'de değil, Çırağan'da Antalya'daki çeşitli otellerde de bulunmakta. Hepisini sitesinden bulabilrisiniz.



Nişantaşı Sofa Hotel

Ve The Sanitas Spa





İşte Sanitas Spa'yı merak edenler için bir kaç detay:



İletişim için;

Tel: 0212 326 4646 - 8040 ( Çırağan Otel)
Tel: 0212 219 2195 ( Nişantaşı - Sofa Hotel)
E-mail: info@thsanitas.com
Çırağan Palace Kempinski Çırağan cad. 32, Beşiktaş 34349
İstanbul / Türkiye

I'm Back ;)


 Gerçekten de 1 aya yakın bir süredir, blogspot kapatıldığı için bırakın entry girmeyi blogumun yüzünü bile göremez olmuştum. Sonunda (biraz geç oldu belki de ama) bir arkadaşımdan yardım istedim. Düşündüğümden de kolay olduuuu ve yeniden buradayım :))) Yazacak, anlatacak çok şey birikti aynı zamanda medya dersimdeki notlarım için de iyi bir geri dönüş oldu bu. Blogumdan ayrı kaldığım bu süre içerisinde yeni yerlere de gittim, yeni kitaplar, yeni filmler... Kısacası bu ayrılık çok zengin bir geri dönüş getirdi. Blogspot'un da bütün bloggerlara kapanmasını gerçekten saçma bulduğumu ve maalesef çok bir işe yaramadığını söylemeden geçemeyeceğim. Yeni yazılarımla yine ve yeniden sizlerleyim!!!