Hürriyet

12 Mayıs 2011 Perşembe

bugünlerde canı tembellik yapmak isteyenlere.."the lazy song" :))



Bruno Mars bu sene öncelikle "Just The Way You Are" şarkısını sonra da "Grenade"i doladi dillere. Bu da gerçekten çok sempatik ve sık sık dinlediğim şarkılarından oldu kısa sürede. Özellikle de canınız hiç bir şey yapmak istemiyorsa tam da size uygun bir seçim olabilir ;)


The Lazy Song



11 Mayıs 2011 Çarşamba

Burn Bu Sana ;)




Bazen istemeyerek attığınız adımlar düşündüğünüzden de güzel sonuçlar doğurabilir. 2004 senesinde istemeyerek girdiğim Sainte Pulchérie'nin kapısından, kaç kez yüzümde gülümsemelerle çıktım oysaki.

Bu anlatacağım eşi benzeri bulunmayacak, derin ve samimi bir dostluğun hikayesi. 

2004 senesinin Eylül ayıydı. İstemeye istemeye başlamıştım lise hayatıma. Büyüyeceğim, değişeceğim, üzüleceğim ama bir o kadar da güleceğim lise hayatımın ilk adımını atarken oldukça tedirgindim. 

İşte o gün atıldı aslında bu dostluğun temelleri. Kısa sürede yakınlaştı kalpler. Birlikte ders çalışmak, hikayeleri, anıları paylaşmakla devam etti her şey. Sonra bir de baktılar ki biri olmayınca diğeri de olmamaya başladı. Birinin gözünden akarken yaşlar diğerinden de süzülür oldu. Aynı anda yandı canları o yüzden de daha yakınlaştılar. Tesadüftür belki de ama benzer hikayeler onları kenetledi birbirlerine. Hatalarıyla, doğrularıyla kabullendiler hayatı ve birbirlerini. Yargılamak yok bu dostlukta. Dünyanın en büyük hatası olsa bile yaptıkları, bilirler ki her zaman bir telefon uzağındadırlar. Şehirler, yollar, mesafeler ayıramaz ki bu dostluğu, ancak güçlendirir. Her gün birlikte geçen bir hayat, bazen ihmal etseler de yine bilirler ki 1 dakikadır telafi etmeleri için gereken süre. Hesap sormak yoktur, hatır sormaktır bu dostluğun en önemli özelliği. Kuralları, kalıpları olmamıştır hiç bir zaman. 

Benim Burny'm tanıdığım en temiz en şirin insandır. Bilirim ki ondan bana hiç bir kötülük gelmez. Ve ağlarken bile gülen o gözleri en büyük umudum olur her zaman. 7 sene geçti, dile kolay. Belki en eski arkadaşlık değil bizimkisi. Ama öyle derin ve öyle içten ki, dünyadaki çoğu arkadaşlığa, dostluğa bedel. Beni en çok anlayan insanlardan biridir ve en saçma sapan anlarımda bile yanımdadır. 

Şimdi birbirimizden çooook uzaklarda yaşasak da, belki eskisi kadar görüşemesek de, aslında her zaman birlikteyizdir. Fransa-Türkiye arasındaki en kısa mesafedir bizim dostluğumuz. 

Burn, seninle cuma okul çıkışı günlerimizi, mudo-zara-topshop-yargıcı-steve madden turlarımızı özledim! Strbcks'ta napıcağımızı ve Cafe Nero'da saatlerce boş boş oturmayı özledim! Cumartesileri giyinip size gelip, "yok yok bu olmadı" diyerek tamamen üstümü değiştirmeyi özledim! Gecenin bir yarısı eve dönüp akşamın değerlendirmesini yapmayı özledim! Pazarları sen ve süt kardeşle menemen yapmayı özledim! Sonra pazartesi haftasonunun yorgunluğuyla okulda tekrar görüşmeyi ve öyle boş boş takılmayı özledim! Haftanın her günü salak salak konuşmalarımızı özledim! Burnylicious so delicious diye şarkı söylemeyi özledim! Naberna demeyi de ;)Hepinizin bende kaldığı 14 Şubat'ı ve buz patenine gitmeyi özledim! 22 Haziran'daki Açık Hava Kenan konserlerini özledim! Yazın ilk gelişiyle, en komik hallerimizle adaya gidip deli gibi yanmayı özledim! Paramız bittiğinde, minik servetlerimizi birleştirip dışarı çıkmamızı özledim! Seninle sarhoş olmayı özledim! Ve seni de her gün özlemekteyim! 

Arkadaşlığın için, yanımda olduğun için, bana cesaret verdiğin için, her şey için sana çok teşekkür ederim. Bil ki bugün üzülen yarın sevinir. Bugün ağlayan elbet bir gün güler. Ve sakın unutma en çaresiz anında, en mutlu anında, sen istediğin her anda ben oradayım.

Unutma 80 yaşında anane ve babaneler olarak takılıcaz daha biz :D 

Seni çoook seviyorum gıııı ;)