Hürriyet

31 Ağustos 2011 Çarşamba

Tembel Blogger



Yazın gelmesiyle birlikte blog'um da tatile girmiş oldu sanırım.. Yaklaşık 2 aydır hiç bir şey yazmıyor olmam size anlatacağım şeyler olmadığı anlamına gelmiyor tabii :) Öncelikle yaz tatilim gerçekten de çok güzel geçti ve aymı güzelliğiyle devam ediyor. Zaten sanırım 'tatil' konsepti genel olarak bana uyan bir olay.






Anlatacak çok şey birikmiş.. Yazın başından beri kafamda hep bir köşeye not ettim, burada yazacaklarımı. Şimdi kısa kısa hepsinden bahsetmeye çalışacağım.

Öncelikle, yazın başından beri Burgaz'da olmak başlı başına çok keyifliydi. Yaz başında birkaç sefer Sedef Adasındaki Elio'ya gittik. Elio'da o güzel manzaraya karşı yemek yiyebilirsiniz. Ayrıca da gece klubü olarak da hizmet veriyor. Ben yemek yemedim ama güzel olduğuna dair yorumlar duydum.

Her neyse, sonra bir sabah uyandım ve bir anda Çeşme'ye gitmeye karar verdik. Herkesin stajının biteceği ortak tarih olan temmuzun son haftasında Çeşme'de çooook güzel bir tatil yaptık. İlk ve son gün Ayayorgi'de Marrakech'e gittik. Buradan Mehmet Bey'e buzlu blush ve soğuk havlular için bir kez daha teşekkür etmek isterim :) sonraki günlerde 7800, eski Fun şimdiki Kum Beach'te Chill Out Festival'e gittik. Bu arada Sole Mare'ye de gittik tabii, fakat yazın başında bir kez daha gitmiştim o zaman gayet güzeldi fakat son gittiğimde pek de beğenmedim. Çok kalabalık ve oturacak doğru düzgün yer yoktu. Bu nedenle bundan sonra Ayayorgi'deki favorim Marrakech ;) Bu arada Chill Out festival gerçekten başarılı değildi. Tabii ki yine de eğlendik ama gerçekten çok süründük. Akşam 10'da sahneye çıkmaya başlayan gruplardan sadece 1 tanesini izledik zaten saat 1 gibi döndük çünkü sabah 12'de beri oradaydık.



















7800'ü çok beğendim. Mekan olarak gerçekten çok hoş. Fakat yemek yemek tam bir mücadele gerektiriyor. Çok kalabalık ve o kalabalığı kaldırabilecek bir yemek alanı maalesef yoktu, bu nedenle yemek için nerdeyse 1 buçuk saat beklemek zorunda kaldık. 7800'e gittiğimizde cuma günüydü ve çok güzel bir happy hour oldu. Yeni içkim Cuba Libre!! Long Island ve Mojito karışımı mı desem o havada değişik bir kokteyl. Fakat 2 tane içtikten sonra gerçekten sert bir kokteyl olduğunu göreceksiniz.

En güzel deniz Fun Beach ve 7800'deydi.

Akşamları Alaçatı'ya inip yemek yedik. En iyi yemek son anda pazar yani en son gecemize zar zor rezervasyon yaptırabildiğim Asma Yaprağı'ndaydı. Gerçekten Çeşme'ye giderseniz mutlaka ama mutlaka gidip orada bir akşam yemeği yiyin. Genel olarak bir  ev konsepti var. İçeride ortada büyük bir masa ve üzerinde yemekler var. Her masa sırası geldiğinde istediklerinden seçiyor. Bu noktada yemekleri size anlatılıyor. Bu nedenle de her masa sırayla yemeğini seçiyor.

Biz her şeyden yedik... Hepsi çok güzeldi. Ana yemek olarak yediğimiz kuzu inciğin ve yanındaki harika pilavın tadı hala damağımda. Öncesindeki mezeleri anlatamayacağım bile!Fiyat olarak bence uygun. İçki de içerseni 60-100 tl arası bir fiyat ödüyosunuz. Ki bunun için baya yemiş olmanız gerekiyor. Yediğiniz yemeğin kalitesine ödedğiniz hesap eşit yani.

Çeşme tatilim iyiydi anlayacağınız..

Sonrasında yine Burgaz - İstanbul arasında takılıyordum ve anneciğimle Bodrumdaki evimize gitmeye karar verdik. Akyarlar2a 2 senedir gitmiyordum. Özlemişim.. :)

Bodrum'da Turgutreis D-Marin'i duymuşsunuzdur. Gerçekten çok şık yapıldı bir kaç sene önce. İçinde çok güzel restoranlar ve dükkanlar var. Biz Tango'da yemek yedik. Bu sene açılmış ve hem D-Marin'de hem de Bodrum'un içinde var.

Cumartesi akşamı ise Cenk Eren ve ortaklarının işlettiği My Pavyon'a gittik. Arkadaşlarla gidilirse çok eğlenilebilecek bir yer. Canlı müzik ama öyle vasat programlardan değil. Gerçekten eğlendiriyor.

1 haftaya yakın da bodrumda kaldıktan sonra yine İstanbul'daydım.

Yazın son ayı yani, Ağustos'un da gelmesiyle birlikte yurt dışında okuyanların geri dönüş zamanı da yaklaştı tabii. Yine vedalar ve yine veda partileri de bunun en vazgeçilmez kısmı olsa gerek :) Biz Kanada'ya exchange'e giden arkadaşımız Cem'e çok güzel bir teknede unutulmaz bir veda partisi düzenledik. Heybeli'nin arkalarında güneşlenip denize girdik sonra da Burgaz'ın arkasına gidip gün batımında happy hour yaptık. Cem bir kaç gün sonra gidiyor. Onu çooook özleyeceğiz!!!




Sadece Cem değil. Bu sene Miray ve Betina da New York'a gittiler, son iki seneyi orada okumaya. Tabii Miray gidişiyle beni 8 erkekle baş başa bırakmış oluyor :) Artık bu sene hepsi bana emanet Miray ;))

Miray'ın vedası da Akaretler'de açılan Kaff'taydı. Yer bence baya güzel. Müzikler Türkçe Pop, gerçekten çok eğlendiriyor. Ama tabii o son mojito'yu içmeyecektim orası ayrı ;) Dekorasyon olarak bana biraz Bodrum'daki Fink'i andırdı. Beyaz boyalı taştn duvar ve bar, mor, pembe rangarenk ışıklar.. Çok beğendim kısacası kesinlikle gidilir.













Bütün bunlar bir yana yakında okul tekrar başlayacak. Ve o kış temposuna gireceğiz. Aslında biraz özledim sayılır. Ama yine de şimdilik yazın devam ediyor olması gayet güzel ;)

Şu anda Olimpos'tan yazıyorum. Burası çok farklı bir yer. O kadar meşhurmuş ki.. Gerçekten de dopdolu. Önceden rezervasyonunuz yoksa yer bulmak neredeyse imkansız. Buradaki konsept genel olarak ağaç evler ve bungolovlar. Bir de şu an müze olan antik kent var. Bugün oradan denize girdim. Akşam 22.00'dan sabaha karşı 05.00'a kadar kapatılıyor. Sebebini pek çözemedim ama jandarma yasaklamış işte. Burada deniz gerçekten çok sıcak, sadece arada denizin dibinden çıkan yeraltı suları var. Bir an denk gelince buz gibi oluyor, sonra tekrar sıcak :) Değişik bir konsept yani genel olarak. Yarın da tekneyle çıkacağız ve batık şehri göreceğiz. Bakalım nasıl geçecek?

Şimdilik benden bu kadar. Hadi bakalım 2. okul seneme başlamaya bir ay kaldı. Blogumu da özlemişim ;)


Öptüüüüüüüm!